İlk Günah (Doğuştan Gelen Günah Eğilimi)” ya da “Müslüman olarak Doğmak.”

Hristiyan inancına göre, “Adem işlediği günahıyla ilk insan olarak, Tanrı’dan almış olduğu kutsallığı ve doğruluğu yalnızca kendi için değil bütün çocukları olan insanlık için de kaybetmiş oldu.”

Adem ve Havva günahlarıyla yaralanmış olan ve bundan dolayı ilk kutsallığından ve doğruluğundan mahrum kalan bu fıtratlarını nesillerine de aktardılar. Bu yüzden hepimiz, günaha meyilimli bir fıtrat taşıyoruz. Zaten dünyada hiç kimsenin, “ben günahsızım” diyemediği gibi, “Adem’in ya da Havva’nın yerinde olsam ben o günahı işlemezdim” de diyemez.

Hepimiz günahkarız.
Kutsal Kitap, bize bu ilk günah yüzünden ölümün insanlığa girdiğinden bahseder. “İyiyi ve kötüyü bilme ağacından kesinlikle yeme. Çünkü ondan yediğin gün kesinlikle ölürsün” (Yaradılış 2:17).

Yani Tanrı’nın huzurunda, Aden bahçesinde yaratılan Adem ve Havva, iyiyi ve kötüyü bilmekte Tanrı gibi olmak umuduyla, Tanrı’nın yasakladığı ağacın meyvesinden yediler ve ceza olarak bu bahçeden kovuldular. Ve “ölüm” insanlığa girdi.

İslamda ise, “ilk günah” konusu bu şekilde ele alınmaz. İslam’a göre Adam ve Havva cennette (yerde değil, göklerde bir yer) yaratılmışlardır ve günahlarından dolayı ceza olarak cennetten kovulup dünyaya indirilmişlerdir.

İslami geleneğe göre Adem ve Havva tövbe etmişlerdir ve tövbeleri kabul edilmiştir. Burada tabii ki akla şu soru gelmektedir, “Eğer Adem ve Havva affedildiyse, neden tekrar cennete koyulmadılar?”

Yine İslami inanışa göre hiçbir çocuk, anne ya da babasının günahını taşıyamayacağından ötürü; Müslümanlar, Hristiyanlıktaki bu ilk günahın fıtratı yaralaması ve bunun nesillere aktarılması inancını yadırgarlar. Burada akla gelen soru ise şudur; “Eğer ben bu günahın etkisini taşımıyorsam, eğer yaralı ve günaha meyilli bir fıtratım yoksa, bu günahtan sadece Adem ve Havva cezalandırılacak olsalardı; Tanrı’nın Adem ve Havva’nın ilk çocuklarını alıp cennete tekrar koyması ve bizim de şu an cennette olmamız gerekmez miydi?”

Hristiyanlıkta bu inanışın şu şekilde yanlış anlaşılmaması gerekmektedir: Hristiyanlar bebeklerin ya da çocukların şeytani olduğuna ya da günahkar olduklarına inanmazlar. Ama günaha meyilli bir fıtratta olduklarına inanırlar. Zaten dediğimiz gibi hiçbir yetişkin, “günahsız” olduğunu iddia edemez. Rab İsa, defalarca küçük çocukları kucaklamış ve “Size doğrusunu söyleyeyim, yolunuzdan dönüp küçük çocuklar gibi olmazsanız, Göklerin Egemenliğine asla giremezsiniz(Matta 18:2) gibi ayetlerle yetişkinleri çocuk masumiyetine dönmeye davet etmiştir.