Hiç Kariye Müzesi’ne gittiniz mi? İstanbul Edirnekapı’da yer alan bu muhteşem yapıyı ziyaret etmenizi tavsiye ederiz. Tarihi 4. Yüzyıla kadar giden Kariye (Chora) Kilisesi, yüzyıllar içerisinde birkaç defa yıkılıp tekrar yapılmıştır ve 14. Yüzyılda tekrar inşa edilip olağanüstü mozaiklerle süslenmiştir. Mozaikler, İsa Mesih’in hayatını ve temel teolojik inanışları resmeder.

Kiliseye ilk girdiğinizde daha sonraki bölüme, yani en kutsal alan olan Naos’a (Kutsal Alan) girmeden önce kapının üstünde Pantokrator İsa’yı görürsünüz. Pantokrator “evrenin efendisi, hakimi” demektir. Aslında kiliseye ilk girdiğinizde bu mozaiğe bakarak 2 temel soruya cevap veriyorsunuzdur:

1. Tanrı kimdir? Yaratan, kutsal, sonsuz, mükemmel, güçlü…
2. Siz kimsiniz? Yaratılan, günahkar, sınırlı, kusurlu, zayıf…

Peki bu iki taraf nasıl bir araya gelebilir? İçeriye adımınızı atıyorsunuz ve karşınıza Kutsal olan, Evrenin Efendisi çıkıyor. Korkutucu değil midir devam etmek? Günahkarla kutsal olan nasıl buluşabilir? Cesaret gerektirmiyor mu bir adım daha atmak? Tanrı’nın kutsallığının karşısında kim durabilir ki?

Mozaiğin üstündeki yazıda, İsa Mesih “Tanrı’nın Oğlu”, hemen altında da “ἡ Χώρα τῶνζώντων” (hēChōratōnzōntōn) Yaşam’ın toprağı/alanı yazmaktadır

Peki İsa Mesih nasıl “Yaşam Alanı” olabilir? O’nu yaşam alanı yapan nedir? Bu kadar derin bir zıtlık içinde nasıl buluşabiliriz? Sorunun cevabı, aslında mozaiğin sol ve sağ üst köşelerindeki sahnelerde saklıdır.

Sol köşedeki sahnede İsa Mesih’in ilk mucizesi resmedilmiştir. Yuhanna İncil’inin 2. bölümünde yazılmış olan metne göre, İsa Mesih’in suyu şaraba çevirişi resmedilir.

Sağ köşedeki sahnede ise İsa Mesih’in 5000 kişiyi 5 ekmekle doyurması mucizesi yer alır.

Bu mucizeler bilinçli olarak konulmuştur. Tek bir koşulla içeri girebiliriz. Tek bir koşulla Yaratan, Kutsal, Sonsuz, Mükemmel, Güçlü olan Tanrı’ya gelebiliriz. İşte bu koşul, bu mozaiklerdeki ekmek ve şarap temasında gizlidir.

Kutsal Olan’a Gidilen Tek Yol – Ekmek ve Şarap/Beden ve Kan

İsa Mesih, insan bedeninde yeryüzüne gelip bizim günahlarımızın bağışlanması, Kutsal olan Tanrı ile aramızda olan duvarların yıkılması için canını çarmıhta kurban olarak sundu. Ancak bu kurbanla Tanrı’nın huzuruna paklanmış şekilde, tamamen lütufla gelebiliyoruz. Ekmek ve şarap, İsa Mesih’in her birimizin kurtuluşu için feda ettiği bedenini ve kanını temsil ediyor.

İsa Mesih, çarmıh yolculuğu başlamadan son akşam yemeğinde öğrencilerine şöyle der:

Sonra eline ekmek aldı, şükredip ekmeği böldü ve onlara verdi. ‘Bu sizin uğrunuza feda edilen bedenimdir. Beni anmak için böyle yapın’ dedi. Aynı şekilde, yemekten sonra kâseyi alıp şöyle dedi: ‘Bu kâse, sizin uğrunuza akıtılan kanımla gerçekleşen yeni antlaşmadır’” (Luka 22: 19 – 20).

İşte, Tanrı’ya doğru cesaretle yaklaşmamızın tek yolu İsa Mesih’in çarmıhtaki fedakarlığıdır. O’nun bedeni ve kanı aracılığıyla aklanmış bir şekilde Tanrı’ya ulaşabiliriz.

Chora (Kariye) Kilisesi’nin girişinde bizi karşılayan evrenin efendisi İsa Mesih’in bedeni ve kanı aracılığıyla en kutsal alana (Naos), Yaşam alanına girebiliyoruz.

Ekmek ve Şarap Ayininin Kiliselerdeki Önemi

Ekmek ve Şarap” ayininin kiliselerdeki ibadetlerde neden, nasıl kullanılması gerektiğiyle ilgili en önemli kaynak Yeni Antlaşma’da yer alan 1. Korintliler 11: 23-26’da yazılıdır.

Size ilettiğimi ben Rab’den öğrendim. Ele verildiği gece Rab İsa eline ekmek aldı, şükredip ekmeği böldü ve şöyle dedi: ‘Bu sizin uğrunuza feda edilen bedenimdir. Beni anmak için böyle yapın.’ Size ilettiğimi ben Rab’den öğrendim. Ele verildiği gece Rab İsa eline ekmek aldı, şükredip ekmeği böldü ve şöyle dedi: ‘Bu sizin uğrunuza feda edilen bedenimdir. Beni anmak için böyle yapın.’ Aynı biçimde yemekten sonra kâseyi alıp şöyle dedi: ‘Bu kâse kanımla gerçekleşen yeni antlaşmadır. Her içtiğinizde beni anmak için böyle yapın.’ Bu ekmeği her yediğinizde ve bu kâseden her içtiğinizde, Rab’bin gelişine dek Rab’bin ölümünü ilan etmiş olursunuz.”

Ayrıca, Hristiyanlık tarihinin bilinen en eski yazılı belgelerinden biri olan Didake’de (MS60-MS90), ekmek ve şarap ayininin nasıl yapılması gerektiğiyle ilgili önemli talimatlar bulunur.

Bu bilgilerin ışığında, kiliselerde ibadetin önemli bir bölümünü oluşturan Ekmek ve Şarap ayininin neden yapıldığına bakalım:

Şunu bilmemiz gerekir ki, gelenekleri ve mezhepleri ne kadar farklı olursa olsun, tüm Hristiyan kiliseler müjdenin temeline inanırlar. İbadet uygulamalarında bazı teknik detaylar değişebilir. Ancak birçok kilisenin ortak olarak kabul ettiği iki temel ritüel vardır. Bunlara Sacrament (Sakrament) denir. Bunlardan birincisi vaftiz, diğeri de Ekmek ve Şarap ayinidir. Ekmek ve Şarap ayini kiliselerde farklı adlandırılabilir. Bazı kiliselerde Rab’bin Sofrası, bazılarında Evkarista (Eucharist), bazılarında ise komünyon (Communion) ismi verilir. Şimdi bu temel kavramlara bakalım:

Sacrament/Sakrament: Sacrament, Latince bir kelimedir ve İncil’de geçmez. Bu kelime yerine Grekçe, “mysterion” kelimesi geçer ve genel olarak Tanrı’nın kurtaran işlerini anlatmak için kullanılır. Dolayısıyla mysterion kelimesi Tanrı’nın İsa Mesih’te kurtaran işleri ve sacrament vaftiz ve ekmek/şarap ayinini anlatmak için kullanılır. Dolayısıyla sacrament dediğimiz kavram Tanrı’nın ilahi lütfunu simgeler.

Ekmek ve Şarap ayini farklı geleneklerde farklı isimlerde kullanılır.

Evkarista: Genelde Yunanca konuşan Ortodoks kiliselerinde kullanılan bir terimdir. Eucharistia’nın kelime anlamı şükretmektir.

Komünyon: Bu kavram Ekmek ve Şarap ayininin kurtarıcımız İsa Mesih’le olan derin ilişkiye ve O’nunla ve halkıyla bir olma yönüne odaklanır.

Rab’bin Sofrası: Bu terim daha çok Protestan kiliseler tarafından kullanılır. Burada İsa Mesih’in hayatına (ihanet edilmesine, tutuklanmasına, yargılanmasına ve çarmıha gerilmesine) odaklanılır.

Ekmek ve Şarap Ayinin Kiliselerdeki Anlamı

Kiliselerdeki ibadetlerin belirli bir teması, bir anlatımı vardır. Tanrı’nın ve bizim kim olduğumuzu daha derinden anlıyoruz. Tanrı’nın halkıyla barışması için, İsa Mesih aracılığıyla çarmıhtaki işlerine ortak oluruz. Ekmek ve Şarap ayini de böyle bir amaca hizmet eder.

Ekmek/Şarap ayini sadece “benimle ve kurtuluşum”la ilgili değildir. Bir gerekliliktir ve bizim Tanrı’nın yeni yaratılışına sahip insanlar olmamızı sağlar. Yeni yaratılışı dilimizle, dudaklarımızla, ağzımızda ve bedenimizde tadıyoruz ve bu şekilde dış dünyaya gidip Tanrı’nın egemenliğinin, yeni yaratılışının gelmesi için hizmet ediyoruz.

Aynı şekilde İsa Mesih’in, tamamen kendi lütfuyla, çarmıhtaki kurbanına bir yanıt olarak Romalılar 12:1’de bizden istendiği gibi bedenlerimizi yaşayan kurbanlar olarak sunmamız gerektiğini bir kez daha hatırlıyoruz.

Ekmek/Şarap ayiniyle, aynı vaftizde olduğu gibi geçmiş ve gelecek, şimdiki zamanda bizimle buluşur. 2000 yıl önce İsa Mesih’in çarmıhta bizim günahlarımız için öldüğü gerçeği, İsa Mesih’in ikinci gelişiyle başlayacak olan yeni çağın, Tanrı’nın egemenliği gerçeği bizim gerçekliğimizle birleşir ve bizi yeni yaratılışın bir parçası yapar. Çünkü kurtuluşumuzla birlikte, İsa Mesih benzerliğine dönüşmemiz için gerekli olan süreç başlar. İşte Ekmek ve Şarap bunu temsil eder.