Ama içtenlikle tapınanların Baba’ya ruhta ve gerçekte tapınacakları saat geliyor. İşte, o saat şimdidir. Baba da kendisine böyle tapınanları arıyor” (Yuh. 4:23 ).

Tanrınız olmak için sizi Mısır’dan çıkaran RAB benim. Kutsal olun, çünkü ben kutsalım” (Levililer 11:45, 1. Petrus 1:16).

William Temple’dan bir alıntı: “Tapınma, vicdanı Tanrı’nın kutsallığıyla alevlendirmek, zihni Tanrı’nın gerçeğiyle beslemek, hayal gücünü Tanrı’nın güzelliğiyle temizlemek, yüreği Tanrı’nın sevgisine açmak, iradeyi Tanrı’nın amacına adamaktır.”

William Temple’ın bu sözü sanırım iç odalarımıza gidip gizlide olan Babamıza dua ederken geçirdiğimiz ve geçirmemiz gereken ruhsal basamakları sıralıyor. Bu sözdeki her bir cümleyi tek tek açmakta fayda olacaktır.

Tapınma, vicdanı Tanrı’nın kutsallığıyla alevlendirmek.” O’nun kutsallığıyla vicdanımızı alevlendirebiliyor muyuz? Tanrı’nın huzuruna geçip “Kutsal Kutsal Kutsalsın” diyebiliyor muyuz? Vahiy kitabında 24 ihtiyarın dediği gibi…

Bir imanlı gerçekten Tanrı’dan haz almayı öğrenmelidir. Mezmur yazarı şöyle der:  Rab’den zevk al, O senin yüreğinin dileklerini yerine getirecektir” (Mez. 37:4).

Tanrı’ya, O’nun huzuruna geçip: “Kutsal Kutsal Kutsalsın” demek Tanrı’yı anlamakla ve yüreğimizde O’na yol açmakla olur. Bunu söylemek hem O’nu övmek ve yüceltmektir, hem de O’nun karşısında kendi sıradanlığımızı, günahkârlığımızı, zayıflığımızı, kusurluluğumuzu bilmektir.

Kutsal Kitap’ta kutsallık hem Tanrı’nın görkemini hem de O’nun doğasının saflığı ve ahlaksal kusursuzluğunu tanımlar. Doğru olanı bilmemek elinden gelmediği gibi, doğru olanı yapmamak da elinden gelmez.

Kutsal olmak ahlaksal açıdan masum olmaktır. Günahtan ayrılmak ve bu yüzden Tanrı’ya adanmaktır.

Kutsallığın bir diğer tarifi de ayrıcı nitelik olarak Tanrı’ya benzemektir. Tanrı bizi sevgide kutsal ve kusursuz olmak için seçmiş ve terbiye etmektedir (Ef. 1:4).

Zihni Tanrı’nın gerçeğiyle beslemek.” İsa ona şu karşılığı verdi: “Tanrın Rab’bi bütün yüreğinle, bütün canınla ve bütün aklınla seveceksin.” Mesih burada Eski Antlaşma’da olmayan “aklı” kelimesini ekliyor. Bu tabii ki tüm kilise çağlarını etkiliyor. Ve üniversiteler, kiliseler tarafından akıl yani bilim ile Tanrı’yı daha iyi tanımak ve daha çok sevmek için açılıyor.

Aç zihinleri ancak Tanrı’nın gerçekliği doyurur. “Gerçeği bileceksiniz ve Gerçek sizi özgür kılacak.” Tüm gerçeklik Tanrı’dır, yaratılmış her şey gölgelerdir. İsa Mesih; “Yol, Gerçek ve Yaşam Benim” demekle bu gerçekliğe özünde sahip olduğunu ilan etmiştir. Ve bizi ancak Tanrı özgür kılabilir. Ve biz gerçekten, Gerçek olan Tanrı’ya tapıyoruz. O’ndan haz alıyoruz, O’nu seviyoruz, bazen O’nunla mücadele ediyoruz, O’nun yollarını anlamaya çalışıyoruz. O’nun bizzat kendisine taptığımız gibi aynı zamanda O’nun hikmetine ve işlerine de hayranız. O’nun işlerini düşündükçe, yüce hikmetini idrak ettikçe O’nu daha çok seviyor, daha çok tapıyoruz. O’nun evrendeki hikmetini, dünyadaki işlerini, insanlıkla paylaştığı -Kutsal Kitap’ta anlatılan- hikâyesini daha çok anladıkça, bize büyük bir doyum veriyor. Akıl, ruh, kalp her zerremiz Tanrı’nın yüceliğini görerek doyuma ulaşıyor.

Hayal gücünü Tanrı’nın güzelliğiyle temizlemek.” Richard Foster “Yaşasın Disiplin” kitabında hayal gücümüzü de Tanrı’ya adamamızı ve kişisel tapınma sırasında, hayalimizi de Tanrı’ya emanet ederek O’na yöneltmemizi salık veriyor. Bunu bizim rüyalarımızı, görümlerimizi etkileyecek iyi bir yöntem olarak düşünüyorum.

Doğada zaman harcamak, Tanrı’nın yarattığı güzellikleri görmek ve seyretmek aynı zamanda Tanrı’nın güzelliğini seyretmektir.

Gözyaşlarımızı Mesih’in kanıyla yıkadığımız gibi hayal gücümüzü de Tanrı’nın önünde alçaltmalı ve O’na layık olacak şekilde temiz tutmalıyız.

Yüreği Tanrı’nın sevgisine açmak.” Tanrı’yı seviyor muyuz? Tanrı’nın sevgisi için yaratıldık ve ilk önce O bizi sevdi. Bize sevme yetisini verdi, sevmeyi öğretti, Biricik Oğlu’nu verdi, O’nu bizim için feda etti, O’nun kanı aracılığıyla bizi akladı, Kendine çekti, Kendisi ile tanıştırdı, yollarını öğretti, sevgisini tattırdı. Artık O’nun ayrılmaz bir parçasıyız. En büyük müjde budur: “Tanrı ile bir olmak.”

Yuh 15:9  “Baba’nın beni sevdiği gibi, ben de sizi sevdim. Benim sevgimde kalın.”

10 “Eğer buyruklarımı yerine getirirseniz sevgimde kalırsınız, tıpkı benim de Babamın buyruklarını yerine getirdiğim ve sevgisinde kaldığım gibi…”

11 “Bunları size, sevincim sizde olsun ve sevinciniz tamamlansın diye söyledim.”

12 “Benim buyruğum şudur: ‘sizi sevdiğim gibi birbirinizi sevin.’”

Çarmıh, Tanrı’nın sevgisinin en doruk noktasının göstergesidir. Uğrunda ölünecek kadar Tanrı bizi seviyor.

Mesih çarmıhta öldüğünde tapınaktaki perde yukarıdan aşağıya kadar yırtıldı. İşte gerçekte ve ruhta tapınma da bu noktada başladı. Artık Tanrı’nın huzuruna direkt, aracısız ve cesaretle girebiliyoruz. Eskisinde olduğu gibi kâhinler bizim adımıza girmiyor. Öyle bir başkahinimiz var ki hem kendi oraya giriyor, hem bizi yanına alabiliyor.

2. Kor 3:18 “Ve biz hepimiz peçesiz yüzle Rab’bin yüceliğini görerek yücelik üstüne yücelikle O’na benzer olmak üzere değiştiriliyoruz. Bu da Ruh olan Rab sayesinde oluyor.”

İradeyi Tanrı’nın amacına adamaktır.” Bütün irademizle Tanrı’ya adanmışlık!” “Rab benim değil senin isteğin olsun!” Bütün hayatımla sana hizmet etmek, kendimi sana adamak istiyorum. Senin yüceliğini görmek, senin ışığın olmak, seni sevmek, senin yolunda gayretime binmek istiyorum. Sen buna değersin. Âmin.

Mesih ile beraber yürüyoruz, Tanrı’da yaşıyoruz ve Tanrı’nın Ruhunda, sevgisinde, sözünde, imanda daha da derinleşiyoruz.

Ruh’ta yaşamak ve Tanrı’ya kavuşmak demek olan “cennet”e gitmek ile ilgili kısa bir alıntı yapmak istiyorum.

C.S. Lewis’in “Acı Sorunu” kitabından:

Tanrı’nın her insan ruhunu eşsiz yaratmasının nasılını değil, nedenini düşünüyorum. Bütün bu farklılıkların bir yararını görmeseydi birden çok insan ruhu yaratmazdı (herkesin fıtratı farklı). Şunu bilin ki, bireyselliğinizin ne içi ne dışı Tanrı için bir sırdır. Gün gelecek, bunlar sizin için de sır olmaktan çıkacaktır. Eğer hiç anahtar görmediyseniz anahtar kalıbı gözünüze çok tuhaf görünür. Eğer hiç kilit görmediyseniz anahtar size çok garip gelir. Ruhunuzun ilginç bir şekli var, çünkü ruhunuz ilahi özün sınırsız kıvrımlarının doldurabileceği bir boşluğun ya da çok odalı bir malikânenin anahtarını saklıyor. Çünkü kurtulması gereken insanlık soyut bir şey değildir. Siz, okurum sizsiniz insanlık. Ey kutlu ve talihli yaratık gözleriniz O’nu görecek, bir başkasını değil. Eğer Tanrı’ya izin verirseniz, günahlarınız hariç bütün varlığınızla O’nda eksiksiz bir doyuma ulaşacaksınız. Tanrı her insan ruhuna ilk aşkıymış gibi bakmakta, öyle sevmektedir. Cennetteki yeriniz, yalnızca size özel bir yer olacaktır. Bir eldiven nasıl bütün eli kapsayacak şekilde dikiş dikiş işlenirse, cennetteki yerinizde size özel olarak böyle yaratılmıştır.”

Buradan şuna bağlayarak bitirmek istiyorum:

Şimdi her şeyi aynada silik bir görüntü gibi görüyoruz, ama o zaman yüz yüze görüşeceğiz. Şimdi bilgim sınırlıdır, ama o zaman, bilindiğim gibi tam bileceğim. İşte böylece, kalıcı olan üç şey vardır: iman, ümit ve sevgi. Bunlardan en üstün olanı da sevgidir” (1.Kor. 13:12-13).