Mesih, dünyadaki vazifesini tamamlayıp göklerdeki Baba’nın yanına, görkemli tahtına dönmeden önce defalarca son günde dünyayı yargılamak ve kendisine ait olanları yanına almak için görkemiyle bulutlar içerisinde tekrar geleceğini; fakat bu sefer Tanrısal yetkilerde olacağını açıkça bildirmişti. Öğrencileri ise bu söz ve iddiaları ilk duyduklarında çarmıhta öleceğini ya da ölümden dirileceğini söylediğinde olduğu gibi yine kuşkuyla karşılamışlardı. Bu, kavraması ve kabullenmesi güç bir iddiaydı. 

Evet, gerçekten de o zamana hayalen gitsek ve İnsanoğlu’yla beraber biz de o şartlarda dolaşsak; her ne kadar mucizelerine tanık olsak bile söylediği bu iddialı sözleri kavramak, kabul etmek ve bu sözlere iman edip teslim olmanın gerçekten de çok zor olduğunu göreceğizdir. 

İsa Mesih: “Baba kimseyi yargılamaz, bütün yargılama işini Oğul’a vermiştir. Öyle ki, herkes Baba’yı onurlandırdığı gibi Oğul’u onurlandırsın. Oğul’u onurlandırmayan, O’nu gönderen Baba’yı da onurlandırmaz” (Yuh. 5:22-23). Dediğinde ya da tapınakta Başkahin ve kahinler tarafından yargılandığında: “Ve sizler, İnsanoğlu’nun Kudretli Olan’ın sağında oturduğunu ve göğün bulutlarıyla geldiğini göreceksiniz.” Sözlerinde tanrısallığını ve Baba Tanrı’ya denk oluşunu ortaya koyuyordu. Son günün gelip de her insanın ölümden dirilerek yaptıklarının hesabını vereceği günde, yargılama yetkisinin kendisinde olacağını ilan ediyordu. 

Nasıl ki Mesih’in ilk gelişi insanlığın günahtan kurtulması için Tanrı’nın attığı en önemli adımsa ve çarmıh, günaha karşı en büyük zaferse; Mesih’in ikinci gelişi de insanlığın en son düşmanı olan ölüme karşı Tanrı’nın vurduğu son darbe olacaktır. Elçi Pavlus, Romalılar 8. bölümde tüm yaratılışın ve Ruh’un turfandasına sahip olan bizlerin bu umutla, yani evlatlığa alınma ve bedenlerimizin kurtulması özlemi sebebiyle içimizde tutuşan “inleme”den bahsetmektedir. 

Bir fabrikanın tasarlanıp inşa edilmesindeki nihai amaç, planlanan ürünü ortaya çıkarmaktır. Haliyle bu ürün, kolaylıkla ortaya çıkmayacak; çok alın teri ve emek harcanacaktır. Fakat ürün ortaya çıktığında ise tüm sıkıntılar unutulacak ve emeğin karşılığını almanın sevinci yaşanacaktır. Aynı bir annenin doğum sancıları çekip de bir çocuk dünyaya getirmenin sevincini yaşaması gibi. 

Çok açıktır ki; Tanrı da yarattığı bu muazzam evren fabrikasında bizleri işlemekte ve terbiye etmektedir. Ama bizler henüz fabrikanın ürün hattında işlem görmeye devam ediyoruz. Mesih’in benzerliğinde her gün lütuf üzerine lütuf, izzet üzerine izzet alarak, sevgide kutsal ve kusursuz olmak için değiştiriliyoruz. Bu da Ruh olan Tanrı sayesinde oluyor. Umudumuzu Mesih İsa’nın ikinci gelişine bağladık. O tekrar geldiği zaman bu, O’nun ilk gelişine benzemeyecek. Tanrısal yetkisiyle kendisine ait ölüleri dirilttiği gibi o zaman hayatta olanları da bir anda kendi benzerliğinde değiştirecek ve bizlere ölümsüz bedenler armağan edecek. İşte kurtuluş budur, özlem budur, lütuf budur. Yeni bedenlerimizle, sonsuzluğu miras alanlar olarak Tanrı’nın tahtına yanaşacağız ve Eyüp’ün dediği gibi “O’nu kendim göreceğim, kendi gözlerimle, başkası değil. Yüreğim bayılıyor bağrımda!” diyeceğiz. 

Mesih, ikinci gelişinden önce olacak belirtilerle ilgili yine peygamberlikte bulunarak: “Savaş gürültüleri, savaş haberleri duyacaksınız. Sakın korkmayın! Bunların olması gerek, ama bu daha son demek değildir. Ulus ulusa, devlet devlete savaş açacak; yer yer kıtlıklar, depremler olacak. Bütün bunlar, doğum sancılarının başlangıcıdır” (Mat. 24:6-8). Uyarılarını yapmıştır. 

Her ne kadar son günün ne zaman olduğunu bilemesekte dünyanın gidişinin pek iyi olmadığını görebiliyoruz. Dünyayı defalarca yok etmeye yetecek toplu imha silahları mevcut ve bu silahlar maalesef çok kolaylıkla şeytanın oyuncağı olabilen insanların ellerinde. Einstein’ın şu manidar “3. Dünya Savaşı olur mu bilmiyorum ama 4. Dünya Savaşı ok ve mızraklarla olacak!” sözü de kulaklarımızda çınlamaktadır. Mesih, her şeye rağmen cümlesinin sonunda bize bir umut vermektedir: “Bütün bunlar, doğum sancılarının başlangıcıdır.” 

Yüce merhametiyle insanların yapmış oldukları kötülükleri iyiliğe çeviren, Nuh’u tufan ile ikinci Adem yapan, Yusuf’a yapılan ihaneti o zamanki dünya için berekete çeviren, insanlığın en büyük yüz karası olan çarmıhı insanlık için aklanma umudu yapan Tanrı; yeni dünyayı, yeni göksel düzeni, Göksel Yeruşalim’i kurmak için insanlığı savaşlara, depremlere, kıtlıklara terk edebilir.  Bunlar, insanlığın en büyük doğum sancıları olacaktır. Mesih’in bizleri uyardığı gibi “sonuna kadar dayanan kurtulacaktır!” (Mat. 24:13).

Tanrı tek umudumuz, tek dayanağımızdır. Mesih’in ikinci gelişinde zafer alayında olabilmek için şimdi Tanrı’nın tahtına yaklaşalım ve O’na sığınalım. O, sabrın kaynağıdır; bize gerekli olan sabır ve metaneti verecektir.

Tanrı’nın yolu kusursuzdur, RAB’bin sözü arıdır. O kendisine sığınan herkesin kalkanıdır” (Mez. 18:30).