Dağdaki vaaz, (Matta 5-6-7. Bölümler) Yeni Antlaşma’da bulunan en eksiksiz karşı kültür açıklamasıdır. İsa Mesih öğretilerinin bir araya toplandığı, Celile Gölünün Kuzeybatısında bulunan bir dağda bir seri halinde verilmiş olan öğretilerin bir araya getirmiş halidir. Burada bir Hristiyan değerler sistemi; etik standartları, dini bağlılığı, tutkuları, yaşam tarzı, para tutumu ve ilişkiler ağı bulunur. Bütün bunlar Hristiyan olmayan dünyadan çok farklıdır.

Dağdaki vaaz, uçuk ve ütopik talepler sunan süslenmiş soyut düşünceler değil; itaat edildiği takdirde (ki bunu yapmak mümkündür) insanın ümit edebileceği en büyük bereket olan Tanrı’nın egemenliğinin yeryüzüne gelmesini sağlayacak basit, pratik, açık buyrukları içerir.

İlk bölümde yer alan 8 tane “ne mutlular!”ifadesi; “kutsanmış olanlar!” yani “Tanrı’dan gelen doyumu yakalamış olanlar!” manasındadır. 8 ayrı kişiyi değil, imanlı bir kişide olması gereken 8 özelliği sıralarlar.

Matta 5:

1 İsa kalabalıkları gönce dağa çıktı. Oturunca öğrencileri yanına geldi. 2 İsa konuşmaya başlayıp onlara şunları öğretti:

3 “Ne mutlu ruhta yoksul olanlara!

Çünkü Göklerin Egemenliği onlarındır.”

Yoksullar aynı zamanda alçak gönüllü ve ruhta ezik olanlardır. Yani Tanrı’ya maddi ve manevi sunacak hiçbir şeyleri olmadığını alçak gönüllülükle kabul edenlerdir.

John Calvin şöyle der: ¨Sadece kendisinde bir hiçe indirgenmiş, Tanrı’nın merhametine sığınmış bir kişi ruhta yoksuldur.¨

C.H. Spurgeon: ¨Egemenlikte yükselmenin yolu, kendimizde dibe çökmektir.¨

(Luka 18 vergi görevlisi ve ferisi örneği)

4 Ne mutlu yaslı olanlara!

Çünkü onlar teselli edilecekler.”

Mesih tabii ki maddi kayıplardan dolayı yaslı olanlardan bahsetmiyor. Ruhsal gerçeklerden ve Tanrı’nın egemenliğinden bahsediyor. Tanrı yolunda acı çekenler ve hem kendi hem de toplumun günahlarına karşı üzülüp kederlenenlerden bahsediyor.

Hristiyan tövbesinin Tanrısal yasını daha çok tecrübe etmeliyiz.

5Ne mutlu yumuşak huylu olanlara!

Çünkü onlar yeryüzünü miras alacaklar.”

Tanrı’yla ve insanlarla uyumlu bir ilişki içinde olanlardan, yani kendinden önce Tanrı’yı ve başkalarının yararını düşünenlerden söz ediliyor.

Başkalarına karşı alçak gönüllü ve iyi bir tutum takınmalıyız. Alçak gönüllülük nasıl elde edilir? Eğer kendimin ne kadar günahkâr olduğumun farkında olursam, kendimi doğru şekilde tanıyabilirsem, kimseden üstün olmadığımı bilirim ve eğer insanlar beni iyi görüyorlarsa ya da çok iyi davranıyorlarsa bu bana şaşkınlık verir. Bunu hiç hak etmediğimi bilirim. O zaman bu da bana diğer insanlarla olan ilişkilerimde yumuşak huylu, alçak gönüllü, hassas ve sabırlı olmamı sağlar.

6 Ne mutlu doğruluğa acıkıp susayanlara!

Çünkü onlar doyurulacaklar.”

Mesih İsa burada ahlaki doğruluktan yani Tanrı’yı hoşnut eden karakter ve davranış doğruluğundan bahseder; yani Tanrı’nın gözünde doğru olanı yapmaktan.

HRİSTİYAN DOĞRULUĞU İSE YÜREĞİN, AKLIN VE NİYETİN İÇSEL DOĞRULUĞUDUR! BİZ BUNA ACIKIP SUSAMALIYIZ!

Martin Luther: “Size verilen buyruk bir köşeye ya da çöle sığınmak değildir, ancak eğer oradaysanız oradan koşarak çıkmak, ellerinizi, ayaklarınızı ve tüm bedeninizi sunmak, sahip olduğunuz her şeyle, yapabileceğiniz her şeyle RİSK ALMAKTIR! Talep edilen şey doğruluğa hiçbir zaman gem vurulamayacak, durdurulamayacak, tatmin edilemeyecek bir şekilde acıkıp susamaktır; bu söz konusu amaca engel olan her şeyi yok sayarak doğruluğun gerçekleştirilmesi ve devam ettirilmesinden başka hiçbir şeyi aramaz, başka hiçbir şeyle ilgilenmez. Dünyayı tamamen Tanrı’ya saygı gösteren bir yer haline getiremiyorsan da, elinden geleni yap!”

HRİSTİYAN YAŞAMINDA GELİŞMENİN EN BÜYÜK SIRRI BELKİ DE SAĞLIKLI, SICAK BİR RUHSAL İŞTAHTAN BAŞKA BİR ŞEY DEĞİLDİR!

7 Ne mutlu merhametli olanlara!

Çünkü onlar merhamet bulacaklar.”

Merhamet, muhtaç kişilere yönelik şefkattir. Lütuftan farklıdır. Lütuf, günahın kendisiyle ilgilidir. Merhamet ise günahın sonucu olarak ortaya çıkan acı, sefalet ve sıkıntılara merhem olmaya çalışmaktır. Sevgi nasıl paylaştıkça artan bir şeyse, şefkat de paylaştıkça artar.

Dünya merhametsizdir, bu yüzden kilisenin en önemli vazifelerinden biri dünyaya merhametin ne olduğunu göstermektir.

8 Ne mutlu yüreği temiz olanlara!

Çünkü onlar Tanrı’yı görecekler.”

Mesih, bu konuyu defalarca dile getirir. Ferisileri azarlarken onların törensel temizlik saplantılarından şikayet etti. “Bardağın ve tabağın dışını temizlersiniz ama içiniz açgözlülük ve kötülükle dolu. Dıştan güzel görünen ama içi her türlü pislikle dolu badanalı mezarlara benzersiniz…”

Temiz bir yüreğin özellikleri şunlardır:

  1. Ne istediğini bilen kararlı bir yürek,
  2. Tanrı ve insanlarla olan ilişkilerinde yalandan uzak,
  3. Tamamen içten
  4. Şeffaf,
  5. Düşünce ve niyetlerinde temiz; yani sapkın, art niyet ya da bayağı bir şeyle karışmamış,
  6. İkiyüzlülük ve aldatmayı iğrenç bulan,
  7. Kurnazlıktan uzak olan.

9 Ne mutlu barışı sağlayanlara!

Çünkü onlara Tanrı oğulları denecek.”

İmanlının yükümlü olduğu 2 tür barış sağlama vardır:

1. Dünyasal barışı sağlamak. (Rom. 12:18) KK herkes ile barış içinde yaşamamızı buyurur.

2. Tanrı ile barışı sağlamak. (2. Kor 5:18-19) ¨Tanrı, Mesih aracılığıyla bizi kendisiyle barıştırdı ve bize barıştırma görevini verdi.¨

10 Ne mutlu doğruluk uğruna zulüm görenlere!

Çünkü Göklerin Egemenliği onlarındır.”

Mesih çektiği acılara, gördüğü zulümlere katlanarak dünyayı kökünden değiştirdi. Bizim de öyle olmamızı istiyor. Kaçarak değil ancak taşın altına elimizi koyarak çevremizde etkin olabiliriz. Mesih bizleri çarmıhımızı yüklenip ardınca gitmeye çağırıyor. Ve bize ödülümüzün büyük olacağını söylüyor. Göklerin egemenliği sizindir diyor.

11 “Benim yüzümden insanlar size sövüp zulmettikleri, yalan yere size karşı her türlü kötü sözü söyledikleri zaman ne mutlu size! 12 Sevinin, sevinçle coşun! Çünkü göklerdeki ödülünüz büyüktür. Sizden önce yaşayan peygamberlere de böyle zulmettiler.”

Kaynakça

John Stott “Dağdaki Vaazın Mesajı”