Maalesef çoğu zaman Hristiyanlık ve İslamiyet tartışmalarında kavram kargaşalıkları yaşanıyor ve bu yüzden bazı konular sağlam bir zemine oturtulamıyor.

Vahiy konusu da bu kavramlardan biridir.

Ne Hristiyanlıkta ne de Yahudilikte, “vahiy” olgusuna “Cebrail” dahil edinilmektedir. Yani ne İsa ne Musa ne de tarihte hiçbir peygamber, kitaplarını ya da söylediklerini kendilerine “Cebrail”in direkt Allah’tan alıp getirdiğini söylerler. Bu tür bir vahiy olgusu tamamen İslam dinine ait bir inanıştır.

Kutsal Kitap ise Kutsal Ruh’un esinlemesiyle peygamberlerin görümlerini, rüyalarını, yaşadıkları olayları, Tanrı’ya olan yakarışlarını ya da Rab’bin onlara olan emirlerini kaleme almalarıyla oluşmuştur. Peygamberler kendi kelime dağarcıklarını kullanarak bu kitapları yazmışlardır. Sadece 10 emiri Tanrı, taş levhalara bizzat kendisi kazımıştır.

Öncelikle şunu bilin ki, Kutsal Yazılarda bulunan hiçbir peygamberlik sözü kimsenin özel yorumu değildir. Çünkü hiçbir peygamberlik sözü insanın isteğinden kaynaklanmadı. İnsanlar Kutsal Ruh tarafından yöneltilerek Tanrı’nın sözlerini ilettiler. (2. Petrus 1:20-21)”

İsa Mesih’in yüceliğini burada da görürüz. O bir peygamber gibi hiçbir zaman, “Rab bana şöyle buyurdu” demedi. Aksine, “ben size buyuruyorum ki…” diyerek otoritesini göstererek konuşmuştur.

O bir din kurmaya, bir kitap yazmaya gelmedi.

O’nun geliş amacı, zaten baştan beri kendisinin de talebelerine sık sık söylediği gibi; birçoklarını kurtarmak için acı çekmek, ölmek ve Kutsal yazılar uyarınca 3 gün sonra dirilmekti. Bize Tanrı’nın adaletini ve sevgisini göstermek, kurtuluşumuzu sağlamak için geldi.

Tabii ki bir olay olmadan, o olay hakkında yazılamaz. Tanrı’nın hikmeti gereği bütün bunlar olduktan sonra, Kutsal Ruh’un hatırlatması ve yönlendirmesiyle öğrenciler ayrı zaman ve mekanlarda, değişik kişilere hitap ederek tanıklıklarını kaleme aldılar. Nasıl ki bir olayda ne kadar çok görgü tanığı varsa ve bu tanıklıklar birbirleriyle çelişmiyor aksine olayı tamamlıyorsa, burada da öyle olmuştur. İncil’e bu perspektiften bakmak gerekir.

İsa: “Yer ve gök ortadan kalkacak ama benim sözlerim asla ortadan kalkmayacaktır.” (Matta 24:35)